Çocuğun dış dünya ile ve okul
öncesi eğitim kurumlarıyla tanışma yaşının mümkün
olduğu kadar erken olması ilkokula ve yaşama hazırlık
için oldukça önemlidir. Bir bebeğin gelişimi diğer
bebeklerle ortak özellikler göstermekle birlikte,
kendine özgüdür. Her bebeğin ayrı bir kişiliği vardır
ve her bebek ayrı bir dünyadır. Hatta aynı yumurta
ikizleri bile farklılık göstermektedir. Çocuğun
çevresine ve çevresindeki insanlara gösterdiği tepki
de hızlı bir gelişim içerisindedir. Henüz birkaç
haftalık bebek bile birçok donanıma sahiptir ve
bunları hızla geliştirecektir. Bebek insanlara ve
eşyalara fiziksel olarak ulaşamasa bile gözleriyle
ulaşmaya çalışır. Bebeklerin gelişimi üzerine yaptığı
araştırmalarda Shirley (1933-Çocuk Psikolojisi-Arthur
T. Jersild) bebeklerin %50 veya daha fazlasının
hayatlarının ilk haftalarında, 5 günlükken ışığı gözle
takip etme, 3 haftalıkken bir nesneye bir veya iki
defa bakma, 5 haftalıkken yatay bir şekilde hareket
eden bir nesneyi gözle takip etme davranışlarını
gösterdiklerini söylemektedir. Çevrelerinin farkına
vardıkları andan itibaren bebekler diğer insanlara
özellikle dikkat etmektedirler. Çeşitli araştırmalar
bebeğin sadece aktif dikkat, yani yeni ve tanınmayan
bir nesneye dikkat ederek öğrenmediklerini, çok sayıda
farketmedikleri olayları biriktirerek öğrendiklerini
söylüyor. Yani sayısız görüntü, ses ve diğer nesneler
ilkin onun dikkatini çekmekte sonra bir kenarda
“biriktirmektedirler.” Bunu çocuklarımızın
davranışlarında da rahatlıkla gözlemleyebiliriz.
Çocuk bir anda konuşmaya başlar, bir gün önce
yapamadığı bir şeyi bir anda yapar hale gelir ve bizi
şaşırtır. Bu nedenle ebeveynlerin çocuk açısından daha
çok pasif geçtiğini düşündükleri bebeklik döneminin
gelişim açısından önemi büyüktür. Aslında çocuk her
türlü ses, görüntü vs. yi kaydetmekte ve
biriktirmektedir. Büyüyen bir bebek için
söylenebilecek şey onun her yönden aktif olduğudur. Bu
hareketlilik çoğu çocuğun kendinden başlamaktadır.
Olgunlaşma yani bir eylemi yapabilir hale gelme
gelişim sürecinde oldukça önemli rol oynamaktadır.
Ancak olgunlaşmayı deney ile birlikte düşünmek
gerekir. Çünkü ortaya çıkan bir davranış önceki
deneyimlerin sonucudur. Deneme, yapma, gözleme
gelişimde esaslı bir şekilde rol oynamaktadır. Bu
noktada bebeklerin mümkün olduğu kadar çok uyaranla
karşılaştırılmaları gereklidir. Oysa çoğu anne
bebeğini “daha küçük anlamaz, hasta olur, mikrop
kapar, üşür” gibi düşüncelerle sokağa bile çıkarmaz.
Bebekler için zengin bir öğrenme ortamı
yaratılmalıdır. Burada zengin bir öğrenme ortamından
pahalı oyuncaklar kastedilmemektedir. Çok değişik ve
ucuz meteryallerle bu ortam sağlanabilir. Ortamın
yaratılması da tek başına yeterli değildir. Çocuk
kendi yaşıtları ile ilişki kurmalı, dış dünyayı
tanımaya başlamalıdır.
Tüm bu söylenenleri desteklemek ve bebeğin dış dünya
ve okul öncesi kurumu ile tanışması için önerdiğimiz
aktivitelerden bir tanesi “anneli oyun grupları” (0-2
yaş grupları için okul öncesi kurumda anne ve çocuğun
birlikte geçireceği aktiviteli zamanlar) dır.
Çocuk annesi ile
birlikte yaşıtları da bir arada zengin bir öğrenme
ortamını bu şekilde yakalayabilir. Bir anneli oyun
grubuna üye olarak okul öncesi eğitim kurumu ile
ilişki konusunda başlangıcı yapabilirsiniz. Bunda
bebeğinizin kaç aylık olduğu önemli değildir. Eğer
bebeğinizin bakımı için başka birine ihtiyaç
duyuyorsanız, tam zamanlı bir okul öncesi eğitim
kurumundan yardım alabilirsiniz. Part time hizmet
almanız da mümkündür. 0-2 yaş dönemi için dahi
güvenilir kurumlar mevcuttur. Ancak bebeğim hasta olur
mu? sorusu ile de karşılaşmıyor değiliz. Oysa bu
konuda bir çok doktor “çocuğunuz hasta olursa panik
yapmayın” diyor. “İleride hastalanmamanın tek yolu
çocukluk döneminde virüslere karşı bağışıklık
kazanmak, yani hasta olmak” diyen uzmanlar, çocukların
hasta olmamaları için aşırı çaba gösterilmemesi
gerektiğini ekliyorlar. Çocuğun aşırı steril bir
ortamda büyümesi ileride bazı sorunlara neden
olabiliyor. Elbette hijyen kurallarına dikkat edilmeli
ama bunu çocuğun diğer gelişim alanlarını sosyal,
kişilik gelişimini etkileyecek hale getirmemek
önemlidir. Ayrıca tam zamanlı okul öncesi eğitimine
ihtiyaç duymayanlar için oyun grupları 0-2 yaş dönemi
için eğlenceli deneyimler olanağı sunmaktadır.
Haftanın belirli günleri ve belirli saatler arasında
bir oyun grubuna dahil olmak çocuk için oldukça
yararlı olmaktadır. Burada çocuk annesinden bağımsız
olarak bir mekanda kalmayı öğrenecektir. 2 yaş ve
üzerindeki çocuklar için de gene yarım gün veya tam
gün eğitim almak gelişim açısından oldukça önemlidir.