Okul öncesi deyip geçmeyin!
İnsanlar yaşam boyu öğrendiklerinin yüzde 70'ini, okul
öncesi dönemde yani 0 - 6 yaş arasında öğreniyormuş.
Pedagoglar öyle diyor. İşte bu yüzden Batılı ülkelerin
pek çoğunda okul öncesi eğitim, zorunlu eğitim
kapsamında ele alınıyor. Okullaşma oranları da yüzde
100'e yakın. Türkiye'de ise durum tam anlamıyla içler
acısı. Resmi istatistiklere göre okullaşma oranı yüzde
17. Ama bu bile çok abartılı olarak
nitelendiriliyor...
Bodrum'da dün ilginç bir toplantı vardı. Aylardır
süren bir çalışmanın, sondan bir önceki halkasıydı.
Okul Öncesi Eğitim Platformu adı altında toplanan bir
grup gönüllü, okul öncesi eğitimin önemini, Türkiye'ye
anlatmaya hazırlanıyor.
Üniversitelerden, sivil toplum örgütlerinden, okul
öncesi eğitim kurumlarından, velilerden, yayıncılardan
ve Milli Eğitim'den temsilciler vardı.
Ortak noktaları, eğitime ama ondan da önce okul öncesi
eğitime gönül vermeleriydi. Platformun öncülüğünü, bu
konunun duayenlerinden Prof. Dr. Ayla Oktay yapıyor.
Ayla Hoca, "40 yıl önce Türkiye'nin ilkokul öncesi
öğretmenlerinden biri olarak göreve başladığımda,
hepsi hepsi birkaç kişiydik. Ama şimdi binlerce
arkadaşım var" diyor. Halen 30'a yakın üniversitede,
okul öncesi öğretim kurumlarına yönelik öğretmen
yetiştiriliyormuş. Yani öğretmen sorunu yok gibi.
Düğmeye bir basılsa okullaşma oranının hızla
yukarılara tırmanması işten bile değil.
Okul Öncesi Eğitim Platformu, 1 - 7 Eylül'ü Okul
Öncesi Eğitim Haftası olarak ilan etmeye hazırlanıyor.
Hafta boyunca, sadece okul öncesi eğitimin önemi
anlatılmakla kalmayacak, yaygınlaştırılması için
çeşitli etkinlikler de düzenlenecek.
Platforma, Türkiye'nin dört bir yanından temsilciler
gelmişti. Kendi illerindeki kutlama programlarının
nasıl olacağını anlattılar. Anlaşılan o ki eylülün ilk
haftasında, bazı kentlerde tam bir çocuk karnavalı
yaşanacak...
Nereden nereye?
Türkiye'de, pek çoklarına göre, okul çağındaki
çocuklara okul bulunamazken, okul öncesi çocuklara
yani 3 - 6 yaş arasındakilere, ille de eğitim verilsin
demek abesle iştigal. Oysa madalyonun öteki yüzünde
çok farklı gerçekler var.
Atatürk, pek çok konuda olduğu gibi, okul öncesi
eğitimin önemi konusunda da farklı öngörülere sahipti
ki, 1923'te 27 anaokulu vardı. Oysa şimdi hepsi hepsi
500 tane.
Çeşitli tartışmalar var: Zorunlu temel eğitim 12 yıla
çıkarıldığında, bir yıllık fazlalık, liseye mi
eklensin yoksa okul öncesine mi alınsın? Bu da
onlardan biri. Bana kalırsa hiç tartışmasız okul
öncesine alınsın. Hatta AB ülkelerinde olduğu gibi
zorunlu öğretim çağı, 5 yaşında başlayıp en az 12 yıl
devam etsin...
Platformda o kadar çok şey konuşuldu, o kadar çok
doküman verildi ki değil bir yazı, en az on yazı
çıkar. Ben hep şu sorunun cevabını aradım: Önemli
önemli diyorsunuz da, niye önemli? Bunu Türkiye'yi
yönetenlere, anne babalara, medyaya, hayırseverlere en
iyi şekilde anlatmalısınız ki bu konuya destek
çıksınlar, deyince onlar da sıralamaya başladılar.
İşte onlardan birkaçı:
Okul öncesi eğitim alan çocuklar, sonraki eğitim
kademelerinde ve hayatta, almayanlara göre çok daha
başarılılar.
Okul öncesi eğitim alanlar, ÖSS, LGS gibi giriş
sınavlarında açık ara öndeler.
Suç işleme oranları, almayanlara göre çok daha düşük.
Temel hak ve kavramları, temel davranışları erken
yaşta çok daha iyi algılayabiliyorlar.
Ana dili ve ikinci bir yabancı dili öğrenme düzeyleri,
okul öncesi eğitim almayanlara göre, daha yüksek.
Özetin özeti: Okul öncesi eğitimi ciddiye almak
zorundayız. Yoksa çocuklarımıza karşı
sorumluluklarımızı yerine getirmiş sayılmayız.